The Fly / Sinek
Ağu 31st, 2007 Ekleyen: admin
Yönetmen: David Cronenberg
Senaryo: George Langelaan, Charles Edward Pogue
Yapım: 1986, ABD Süre: 95 Dakika
Oyuncular: Jeff Goldblum, Geena Davis, John Getz, Joy Boushel, Leslie Carlson, George Chuvalo
Sinek bu sefer hem büyük hem de mide bulandırıyor!
Dr. Brundle ışınlanmayı gerçekleştirip dünyayı değiştirmeyi çalışan bir bilim adamıdır. Cansız objelerde ışınlanmayı başarsa da canlılarda başarısızlıkla karşılaşmaktadır. Bir gün bir toplantıda populer fizik dergilerinden birinde çalışan Veronica ile karşılaşır ve ona projesinden bahseder. Veronica önce porjeye kuşku ile baksa da daha sonra elinde Pulitzer alacak bir hikaye olduğunu anlayarak Dr. Brundle ile yakınlaşmaya başlar. Bu yakınlaşma ikilinin projeyi birlikte yürütmeye başlamasına ve Dr. Brundle’ın aşkı yaşayarak canlılarda ortaya çıkan problemi çözmesini sağlar. Artık tek bir şey kalmıştır, dünyanın gözü önünde kendini teleport edip çalışmasının başarısından gururlanmak. Ancak içkili ve sinirli olduğu bir sırada yalnız başına ışınlanmayı dener. Hayatını değiştirecek olan sineği farketmeden bilgisayara ışınlanma komutunu verir ve davetsiz misafiriyle birlikte telemodülüne girer…
Bir süre herşey normalmiş gibi gitse ve Brundle örümcek adam benzeri güçlere sahip olsa da sonu hiç de Peter Parker’a benzemeyecektir. Brundle başta molekülleri ayrışıp tekrar birleştiğinde tüm pisliklerden arınıp yeniden doğmuş gibi olduğunu düşünerek yeni yeteneklerinin nedenlerine kayıtsız kalsa da kısa bir sürede cüzzamlıdan beter bir hale bürünür. Veronica ise birşeylerin yanlış gittiğini en baştan beri bilmekte ve aşkının çöküşüne gün ve gün şahit olmakta, ancak aşkına yine de sahip çıkmaya çalışmaktadır.
İnceleme:
Ülkemizde de zamanında büyük ilgi ile karşılanan sinek seksenlerin korku/bilim kurgu sinemasının yapıtaşlarındandır. Cronenberg’in Tim Burton’dan kaptığı yönetmenlik koltuğunda her sahneyi ince düşünülmüş, kalıpların dışında efekt ve dialoglarla süslemesi yedinci sanatın büyüsünü bir kez daha yaşamamıza olanak sağlar. Proje aslında 1956 yapımı Kurt Neumann filminin yeniden çevrimi olsa da orjinalinin çok ötesine geçmiştir. Cronenberg de bir söyleşide orijinal filmi çocukken izlediğinde insanın tamamen neden böcek olduğuna anlam veremediğini bu yüzden kendi filminde iki taraftan da eşit dönüşüm yaratmaya çalıştığını söyler.
Sineğin başarısında tabii ki oscar almış makyaj çalışmaları da pay sahibidir. Zaten seksenlerde makyaj diyince Cronenberg ile Carpenter’ı ayrı tutmak gerekir. Gerçekten bu iki yönetmen de filmlerinde zamanın çok ötesinde çalışmalara imza atarlar. Cronenberg’in daha sonraki çalışmalarında da the fly’ın etkisinde insan/makina birleşimleri, insanın vücudunu yeniden yapılandırma sevdası görülecektir.
Filmde özellikle Brundle’ın kendine taktığı brundlefly lakabının sonrasında sahneler gore’un sınırlarını zorlar. Jeff Goldbum’un onca makyajın altında bu kadar iyi bir performans çizmesi gerçekten göz kamaştırıcıdır. Sevgilisi rolündeki Geena Davis de ilk büyük çıkışını bu filmle yapar ve oldukça sade oyunculuğu ile ve olaylar karşısındaki duygusal tavrı ile alkış toplar. Özellikle iki sahne var ki değinmeden edemem barda bilek güreşinde Brundle’ın asit salgılayarak adamın kolunu bilekten eritmesi ve sevgilisinin karşısında yemek yerken yemeğe kusup sevimli sevimli bakması sinemasal açıdan bana göre filmin en iğrenç(iyi anlamda) sahneleri.
Neredeyse tek bir mekanda kafkavari bir anlatımla geçen filmin bu kadar gerilimi yaşatmasında tabii ki senaryonun bu kadar kuvvetli kalemlerden çıkmasının da payı var. Pogue ve Cronenberg’in beraber yazdığı senaryo ince işlenmiş dialoglarla efektlerin boşa gitmesini engelliyor. Ayrıca Howard Shore’un müzikleri de filmdeki gerilim dozunu arttırıyor.
Eğlenceli dialoglar ise filme ayrı bir tat katar. Bir sahnede artık iyice sineğe dönüşmüş Brundle kendinden vazgeçmeyen sevgilisi ile konuşurken “ Böcek politikası nedir bilir misin? bilmessin tabi. ben ilk böcek politikacısı olacağım ama böceklerin politikası yoktur. onlar düşmancadır. eğer gitmessen seni öldürmek zorunda kalabilirim ” der bütün sinek tikleriyle bir oraya bir buraya bakarken.
Filmin başarısından sonra tabii Hollywood boş durmayıp 1989′da Brundle’ın oğlunun anlatıldığı ikinci bir film çeker ama Cronenberg ile bir ilgisi olmayan bu devam filmi ilkinin başarısından çok uzaktır.
Dikkatli Gözler için bazı notlar:
* Filmde rüyasında doğurduğunu gören Veronica’nın doktoru rolünde Cronenberg kamera önüne geçer.
* Veronica’nın çalıştığı şirketin adı monolit publishing’dir. Monolit bilindiği üzere 2001 uzay macerasındaki kara taşların adıdır. Böylece yönetmen Kubrick’e ve Arthur C. Clarke’a gönderme yapar.
* Telemodül tasarımları Crononberg’in Ducati marka motosikletinin motorundan esinlenerek yapılmıştır.
* Filmde bir satırda geçen “ben rüyasında insan olduğunu düşleyen ve bununla mutlu olan bir böceğim ama rüya bitti ve böcek artık uyandı” satırları frank kafka’nın 1912 yılında kaleme aldığı ünlü hikayesi Metamorphisis’e göndermedir. Bu hikaye kabuslarında kendini böcek olarak gören bir insanı anlatır.
Bu inceleme Asden tarafından http://midnight.blogcu.com/ sitesi için yazılmıştır
Su anda 1 kisi bu yaziyi okuyor
2 Responses to “The Fly / Sinek”
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için login olmalısınız.





(2 votes, average: 9.5 out of 10)



Zamanının en iyi örneklerinden biri, benim de arşivimde mevcut. Cronenberg’in çok iyi bi yapıt çıkardığı aşikar. Filmde hem duygusal yaklaşımlar çok iyi işlenmiş hemde öfke ! Ayrıca filmde şoke edici iğrenç sahnelerde mevcut. Bir insanın Bir sineğe dönüşümünü evre evre filmde görüyorsunuz…
Arşivde olması gereken bir film. filmin devamı olan The Fly II de mevcut ama ilk film kadar başarılı değil.
favorim