Sıfır Dediğimde
Eyl 20th, 2007 Ekleyen: admin
Yönetmen & Senaryo: Gökhan Yorgancıgil
Yapımcı: Şakir Sarı, Gökhan Yorgancıgil
Görüntü Yönetmeni: Doğan Sarıgüzel
Yapım: 2007 TÜRKİYE Gösterim: 2 Kasım 2007
Oyuncular: Oktay Kaynarca, Hazım Körmükçü, Görkem Yeltan, Damla Tokel, Semih Sergen, Özhan Carda
Aslı, Güzel Sanatlar Fakültesinde Resim bölümünde son sınıf öğrencisidir. Okulun sonlarına doğru birgün, çok sevdiği sanat tarihi hocasından antika değerinde eski tarihli orijinal bir kitap ödünç alır. Sanat tarihi hocası Müfit, çok yetenekli olduğunu düşündüğü Aslı’yı doğu tarzı minyatürler konusunda yönlendirmiştir.
Ne var ki Aslı, kitabın da içinde olduğu çantasını o gün kaybeder. Aynı zamanda çantasını nerede ve nasıl kaybetmiş olabileceği hakkında en ufak bir şey hatırlamamaktadır. En yakın arkadaşı, tıp fakültesi son sınıf öğrencisi Nevin, kitabı nasıl kaybettiğini hatırlamaya çalışırken gittikçe bunalıma sürüklenen Aslı’yı bir psikiyatriste götürür. Psikiyatrist Dr.Melih, rijit bilimsel fikirleri olan bir bilimadamıdır. Aslı’yı görür görmez teşhisini yapar: Dissosiyatif Amnezi. Ve bu tanıya en iyi cevap veren tedaviyi uygulamak ister. Hipnoz.
Aslı başlangıçta çekinse de hipnoz olmayı kabul eder. Melih, böylece Aslı’yı hipnoz seansı içinde, kitabı kaybettiği güne geri gönderir. Aslı o gün yaşadıklarını, zihninde tekrar yaşar. Kitabı bir telefon kulübesinde kaybettiği ortaya çıkar. Gizemli konulara meraklı olan Nevin’in ısrarları ve Melih’in, Aslı’nın bir başka psikiyatrik rahatsızlığı olup olmadığını anlamak istemesi, Melih’in hipnoz seansına değişik bir yön vermesine sebep olur: Aslı’yı telefon kulübesinin önünde bekletir ve çantasını kimin aldığını gözlemlemesini ister. Telefon kulübesinde bekleyen Aslı, kısa bir süre sonra yaşlı bir kadının çantayı farkedip, alıp ve uzaklaştığını görür. Melih, Aslı’ya telkin eder: “Yaşlı kadını takip et”. Aslı takip ederken ve gördüklerini seansı takip eden Melih ve Nevin’e anlatırken, birden, korku içinde irkilir. Hipnoz dünyasının içinde tanımadığı birisi tarafından gözetlenmektedir. Dehşet içinde kalan Aslı, aceleyle uyandırılır.
Reel dünyadan hipnoz dünyasına geçişlerle, gizemli karakterler ve gizemli olaylar gün yüzüne çıkacaktır. Yıllar boyunca gizli kalmış aile sırları, doğu masallarının gizemli dünyasına yapılan bir yolculuk, İstanbul açıklarındaki gizemli Burgaz Ada’ya, gecenin içinde yapılan bir vapur yolculuğuyla keşfedilecektir.
Proje nasıl doğdu?
Herşey 1991 de başladı. Sevgili dostum, psikiyatrist Doç.Dr.Haluk Savaş bana bu öyküyü anlatmıştı. Acemi bir hipnozcu, bir tıp öğrencisi arkadaşını hipnoz ediyor ve işler karışıyordu. Yaşanan bu olayın gerçekte kopma noktasına geldiği anın, çok heyecan verici bir sinema filminin başladığı an olabileceği fikri o gün bugündür kafamda dönüp duruyordu. Hipnoz içinde bir hafta önce yaşadıklarını tekrar yaşayan bir “süje”, seans içinde kendisinin gözetlendiğini farkediyordu. Gerçek olayda gözetlenen süje ve acemi hipnozcu korku içinde süjeyi uyandırıp, olayı unutma yolunu tercih ediyorlardı. Ama denir ki herşey anlatacak bir öykünüz olmasıyla başlar. Bir öykücü asla rahat durmaz. “Ya devam etselerdi neler olacaktı?” İşte benim de kafamda dönüp duran bu soru “Sıfır Dediğimde”nin doğmasıyla sonuçlandı. 2003′ün sonbaharında Mahkum ile ilgili ilk öykü tartışma grubunu kurdum. Herşeyden önce öyküyü kurmak gerekiyordu. Hatta öykü kusursuz olmalıydı! 2005 Ocak ayına kadar sayıları 10′u bulan genç ve çok yetenekli arkadaşımla birlikte öyküyü ve tretmanı geliştirdik. Mutlu olana kadar vazgeçmedik. Kafamızı kurcalayan her soruya cevap bulmak istedik. Filmi izliyor gibiydik ve tatminsiz, hiçbir şeyi beğenmeyen sinema izleyicilerine benziyorduk. Zaman zaman tartışmaların içinde boğuluyorduk. Bu durumlarda fikirlerimizi nadasa bırakıyor bir süre “Sıfır Dediğimde”yi hayatlarımıza sokmuyorduk. Tartışmalara geri döndüğümüzde zihinlerimizin bizden habersiz çözümlere ulaştığını farkediyor şaşkınlık ve sevinç içinde çalışmalarımıza devam ediyorduk. Nihayetinde 2005′in ilkbaharında Sıfır Dediğimde’nin senaryosu da oyuncularla tartışılacak hale gelmişti. Artık elimizde bir senaryo vardı. Heyecan dolu, gizemli, belki de meraktan çatlatacak bir senaryo.
Mahkum.net
“Sıfır Dediğimde” isim olarak Hazım Körmükçü tarafından önerilene dek projemizin kod adı “Mahkum” idi. Ancak Mahkum adı hapishane, parmaklıklar ya da suç ve suç dünyası ile ilgili gibi duruyordu. Oysa bizim projemiz hipnoz ve masallar uzerinde yoğunlaşıyordu. “Mahkum” kelimesinin senaryoyu bilenler ya da filmi izleyenler için bazı anlamlar ifade edecegi açıktı ancak, filmi hiç izlemeyenler için bazı yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilirdi. Dolayısıyla filmimizin adı Sıfır Dediğimde olarak değişmiş oldu… Gelelim Mahkum.net’e… Mahkum.net Mayıs 2005′te yayınına başladığımız bir web-günlüğü (blog). Mahkum.net’te projemizin sinopsisi ve proje ile ilgili başka pek cok şeyi ziyaretçilerimizle paylaştık. “Sizce bu öykü nasil devam etmeli?” ya da “sizce Dr.Melih rolünü kim canlandırsın?” gibi… Bu şekliyle Mahkum.net bir ilkti. Kollektif olarak gelistirilen bir proje. Cok sayıda sinema tutkunu ile karşılıklı “konuşarak” proje geliştirmek ve sadece paylaşmak… Bugune dek Mahkum.net sayesinde tanıştığımız dostlarimizla pek cok şey başardık. Bundan sonra da birlikte ve paylaşarak calışmaya devam edeceğiz.
Su anda 1 kisi bu yaziyi okuyor
3 Responses to “Sıfır Dediğimde”
Yorum Ekle
Yorum ekleyebilmek için login olmalısınız.












hikaye çok ilgi çekici, merak uyandırıcı olmuş. çok güzel bir konu var elde. ama fragmanında sanki filmin twistini açık etmişler. ya da bana öyle geldi. bir de keşke diyaloglar daha iyi yazılsa. ingilizceden çevrilmiş gibi duran diyaloglar gerçekçiliği tuzla buz ediyor.
Tebrik ederim deaftone çok güzel bi noktayı yakalamışsın. Benimde uzun süredir yakındığım nokta buydu. Öz türkçe kullanılmamalı bir korku gerilim filminde. Büyü filmindede bu had safhadaydı. Bence filmin gerçekçiliğine biraz olsun gölge düşürüyor. Hangimiz böyle konuşuyoruz allah aşkına. Ama yinede bu film bence türk gerilim korku sinemasının tırmanışa geçtiğini göstergesidir.
Konusu ve senaryosu uzun bir süreçte hazırlanmış daha çok psikolojik gerilime benziyor film. Ne kadar başarılı olur acaba bu tarz bir film Türkiye de ? ben genelde bu tarz filmleri izlerken sıkılırım acaba bu film tansiyonu yüksek tutabilecekmi ve izleyiciyi ne kadar merakta tutabilecek ? sonuna kadar bir merak kurgusu içinde mi olacağız ? ve sonunda aa güzel oturtmuşlar filmi mi diyeceğiz yoksa o sahneye gelene kadar kandırılan bir seyirci konumunda olup son sahnede aslında izlediğimiz herşeyin anlamlı bir son için anlamsız bir başlangıç olduğu gerçeğiyle mi karşılaşacağız ? hatta ve hatta süper bir kurgu yapabilmek adına tansiyonu düşük bol diyaloglar içeren / diyaloglar içinde kendi kendini imha eden bir filmde olabilir - kim bilir belkide diyaloglar cazip ve inandırıcı çekici ve merak uyandıran bir hava da da kullanılabilir görüntü yönetmeni - senaryo - efektler ve yönetmenin olaya bakış açısını yansıtan kamera nasıl kullanılacak ? merak etmiyorum değil açıkcası
Umarım başarılı bir film olur…